Dün, Bugün ve Yarın Tasarım

15/03/2020

Dr. Cemil Yavuz / Gazi Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi, Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü

İşletmeler varlıklarını devam ettirebilmek için müşterilerle sağlıklı iletişim kurma gerekliliği ile birlikte, yeni ürün geliştirme noktasında da nitelikli adımlar atmalıdır. Ulrich ve Eppinger [1] yeni ürün geliştirmenin disiplinler arası bir faaliyet olmasının yanında esas olarak işletmenin pazarlama, tasarım ve üretim fonksiyonlarının bir kombinasyonu olduğunu belirtmişlerdir. Tasarımın entegrasyonu ise sadece tasarım üzerine harcanan zamanı değil, aynı zamanda uygun tasarım kaynaklarının aranıp bulunması ve onların şirkete adaptasyonunu kapsamaktadır. Ürün yaşam döngüsündeki azalma, sürekli gerçekleşen teknik yenilikler, dinamik pazarlar sonucu oluşan ekonomik rekabet, tasarımın canlanmasındaki itici güçler olmuşlardır [2].

Porter’a göre [3] tasarım; kalite, dayanıklılık, kullanım kolaylığı, farklı estetik ve fiyat faktörleri sayesinde ürün konumlandırma araçlarından biri olarak görülmektedir. Tasarım, bireysel beklentilerden sosyal beklentilere, milli beklentilerden uluslararası beklentilere, pazarlamacıdan üreticilere ve daha önemlisi çevresel beklentilere kadar farklı alanlara cevap veren ve aynı zamanda sosyal, kültürel, siyasi etkinliği olan güç potansiyelini üzerinde bulundurmaktadır [4]. Bu bağlamda tasarım, dünyayı yönetme güç ve yeteneğine sahiptir. Küreselleşen dünyada ve sınırların anlamını yitirdiği rekabet ortamında belirleyici olan en etkili rol, tasarıma verilen değerde yatmaktadır.

Tasarımın zaman içerisinde birçok tanımı yapılmıştır. ICSID’e göre (International Council of Societies of Industrial Design) tasarım, “tüm yaşam döngüleri içindeki nesnelerin, süreçlerin, hizmetlerin ve sistemlerin çok yönlü niteliklerini kurmayı amaçlayan yaratıcı bir faaliyettir.” [5]. Tasarım; endüstriyel tasarım, moda tasarımı, iç mimari tasarımı, görsel iletişim tasarımı gibi birçok alanda adı geçen ve özünde birçok disiplini barındıran bir kavramdır. Endüstriyel tasarım ise hem kullanıcı hem de üreticinin karşılıklı yararları için ürünlerin ve sistemlerin işlevini, değerini ve görünüşünü en uygun hale getiren kavramları ve özellikleri oluşturan ve geliştiren profesyonel bir hizmettir [6]. Endüstriyel tasarım, rekabet avantajı açısından işletme için stratejik bir araç olarak tanımlanabilir. Endüstriyel tasarım çerçevesinden bakıldığında tasarımın yeni ürün geliştirmedeki rolü zaman içinde değişkenlik göstermiştir. Perks’e göre 1800’lerde işletmenin içinde gizli bir konumda olan tasarım, 1920-1950 yılları arasında müşterilerin yönlendirdiği ve şirketlerin dışarıdan çalışan tasarımcılardan destek alarak ürettiği estetik ürünlerle, yeni ürün geliştirme noktasında uzman bir rol üstlenmiştir [7]. Bu gelişmelerle tasarımın bu alanda giderek profesyonelleşmesi sonucunda 1970’lerde tasarım okulları, endüstriyel tasarım eğitimine odaklanmışlardır. 1980’lerde tüm medya ve iş dünyası, tasarımı bütün hastalıkların çaresi olarak görmeye başlamış, tasarım danışmanlıklarının patlama yaptığı yıllar olmuştur. 1990’larda tüm dünyayı etkileyen ekonomik kriz, tasarımın pahalı bir aktivite olarak algılanmasına yol açarak, işletmede tekrardan pasif bir konuma gerilemesine sebep olmuştur. 2000’li yılların başlarında tasarım, iş süreçlerinde etkinliğini arttırarak, ürün geliştirme süreçlerinde lider bir rol üstlenmiştir (Tablo 1).

Zaman AralığıTasarımın Rolü
1800'ler İş Odaklı
1920-1950'ler Uzman
1960-1970'ler Profesyonel
1980'ler Marka Hakimiyeti
1990'lar Yeni Ürün Geliştirmede Alt Süreç
2000'lerin başları Yeni Ürün Geliştirmede Süreç Lideri

Tasarımın endüstrideki rolünün son yıllarda artması, bu unsurun anahtar kavram olarak görülerek, endüstrinin tasarım süreçlerini bünyesine nasıl eklemleyeceği sorusunu akıllara getirmiş, tasarım odaklı bir firma olmanın doğru planlama, tasarımı besleme ile düşünüldüğü kadar zor olmadığı yönünde görüşler ortaya çıkmıştır [8]. Firma içerisinde tasarımın entegrasyonu üç farklı şekilde olmaktadır: (1) Şirket içi Tasarım Departmanı, (2) Dış Kaynak Tabanlı Tasarım Danışmanlıkları, (3) Her iki yöntemin de kullanımı. Bu noktada şirket içi kaynak ve şirket dışı kaynak arasında kıyaslama yapmak gerekirse dışarıdan tasarımcılarla çalışılması ilk etapta maliyetli gözükse de uzun vadede şirket içi çalışanın toplam maliyetine oranla daha az maliyetli olabilmektedir.

Günümüzde bilgi çağı ve internet teknolojisinin geldiği noktada, şirketlerin sadece kendi şirket içi kaynaklarını kullanarak inovasyon gerçekleştirmeleri giderek zorlaşmaktadır. Bilginin evrenselleştiği dünyamızda, şirketlerin de buna ayak uydurması gerekmektedir. Firma, yeni ürün tasarımlarını firma içi kaynaklarını yani çalışanlarını kullanarak, firma dışından satın alarak veya her ikisini de kullanarak elde edebilir. Tasarım kabiliyetlerinin şirket rutinleri karşısında zamanla kaybolması şirket içinde çalışan tasarımcı için olumsuz bir durum oluştururken, şirket dışından olan ve şirketin rutinlerine maruz kalmayan tasarımcıların bu kabiliyetlerini belirli bir kalıba sokmamaları onları daha avantajlı ve yaratıcı kılmaktadır. Hatta bu farklılıkları sayesinde bir şirketin kültürünü etkileyecek derecede katkıda bulunmaları muhtemeldir. Kapılarını dışarıdan ürün fikirlerine ve insan sermayesine kapatarak sadece öz kaynaklarına ve kabiliyetlerine güvenen şirketlerin rekabette geride kalma olasılığı yüksektir. Firmalar şeffaflığı benimseyip, aktif biçimde dışa açık olmaya başladıklarında, serbest çalışanlar, kendileri ve firmaları arasında artan güven, masraflardaki düşüş ve üst düzeyde inovasyon ile sadakate imkân tanımış olacaklardır. P&G firmasının CEO’su A.G. Lafley “Belirli sorularınıza yanıt alabilecek, belirli sorunlarınızı çözebilecek veya mevcut fırsatları sizin adınıza daha iyi değerlendirebilecek insanlar örgütlenmenizin dışında bir yerde olabilir. Onların arayıp bulunması ve onlarla iş birliği temelinde, verimli biçimde çalışılması gerekir.” diyerek şirketlerin dört duvar arasında kalmamaları gerektiğini vurgulamıştır [9].

Ülkemizde mobilya sektörüne bakıldığında ağırlıklı olarak mikro ölçekli işletmelerden oluşmakla birlikte makro ölçekli işletmelere de sahip olması, üreticilerin altyapı, sistem, kurumsallık ve diğer birçok açıdan farklılaşmasıyla yönetimsel anlamda birçok eksikliği de beraberinde getirmektedir. Üretimde verimliliği etkileyen belli başlı sorunlar; tasarım ve inovasyon olgusunun olmaması, nitelikli işgücünde yaşanan sıkıntılar, mesleki eğitim politikalarının yetersiz olması, kurumsallaşma konusundaki eksiklikler ve yetersiz organizasyon yapılarıdır. Sektör şirketlerinin insan ve ürün kaynaklarını etkili ve verimli kullanımında gerekli hassasiyeti göstermemesi, ürün kalitesinden verimliliğe, yenilikçilikten katılımcı yönetime kadar temel performans sonuçlarında ve yönetim kalitesinde kendini göstermektedir. Sektör genelinde hali hazırda çalışanların büyük çoğunluğunun usta-çırak tarzı atölye kültürü ile yetişmeleri, gelişen teknoloji ve bilgi altyapılarının sektöre uyarlanmasındaki en büyük sıkıntılardan bir tanesini oluşturmaktadır [10].

Kurumsal gelişmişlik seviyesi, şirketlerde süreçlerin ve sistemlerin oluşturulmasında ve iyileşme mekanizmalarının işletilmesinde, piyasada oluşan risklerin erken tespiti ve karşı önlemlerin yerinde ve zamanında alınmasında önemli rol oynamaktadır. Kişisel yönetim becerisi, liderlik vasfı ve mevcut yapıdaki yenilikler şirketlerin piyasada çabuk yükselmesine, yeni markaların oluşmasına sebep olmakta; fakat kurumsal oluşumda yaşanan eksiklikler, çağın gerekliliklerine adapte olamama problemleri, aynı hızda yok olmalarına, bölünmelerine ve sonuç olarak rekabet açısından yetersiz kuruluşlar haline gelmelerine neden olmaktadır. Mobilya sektöründe 1990’lı yıllardan önce tasarımdan bahsetmek zorken, son 20 yılda büyük ölçekli firma sayıları ve iş tecrübelerinin artmasıyla dış ticarette rekabet gibi faktörlerle şirketler yeni mobilya tasarımlarında, hitap edilen kitlenin kültürü, tüketim alışkanlıkları, bölgesel ve sosyal özelliklerine uygun nitelikte mobilya oluşumuna yönelik çalışmalarını yoğunlaştırmışlardır.

Piyasa rekabet koşullarında ayakta kalabilmenin ve gelişmenin gerekliliklerinden biri hiç şüphesiz sürekli inovasyon yapmaktır. Günümüzde inovasyonun kilit noktası olan tasarım çalışmaları birçok firmada şirket bünyesinde yapılmaya devam ederken, bazı işletmeler bu çalışmalarını şirket dışına da taşımışlardır. Diğer taraftan küreselleşen dünyada evlerin sosyal yaşamın merkezi haline gelmesi, dekorasyon anlayışındaki değişimlere paralel olarak mobilya seçimlerindeki farklı eğilimler, varlıklarını sürdürebilme noktasında işletmeleri, var olan yeni ürün geliştirme sistemlerini yeniden sorgulamaya zorlamaktadır. Açık ve geçirgen sınırlara sahip olup dış bilgiden, kaynaklardan, yeteneklerden yararlanmak amacıyla sınırlarının dışına çıkan ve ürün geliştirme sürecini sadece dört duvar içerisinde sıkıştırmayıp, dış kaynakları potansiyel Ar-Ge departmanı olarak gören şirketler rekabet koşullarında avantajlı konuma sahip olacaktır.

Geçmiş dönemlerde merdiven altı diye tabir edilen mobilya imalathaneleri, gerekli desteklerle daha verimli ve kaliteli üretim yapan işletmeler haline dönüşme yolunda ilerlemeler kaydetse de halen istenen düzeye ulaşıldığını söylemek zordur. Günümüzde firmalar tasarımla farklılaşarak kazanacaklarını bilmekte, fakat uygulama anlamında yanlış politikalar yürütmektedirler. Haksız rekabeti önleyerek, tasarım bilincinin yerleşmesi için tasarım tescil mekanizmalarının kolaylaştırılarak fikri hakların korunması, etkin bir kontrol mekanizması oluşturarak tasarım konusunda bilinçli insan potansiyeli ile sanayi-üniversite iş birliğinin geliştirilmesi, yeterli kaynak aktarımının yapılması, devletin, firmaların ve sektör örgütlerinin özel çabalarını gerektirmektedir. Mobilya üretimi yapan şirketlerin, tasarımı doğru yönetmeleri noktasında yeterli bilinç düzeyine erişmeleri için gerekli düzenlemelerin yapılması öncelikli konulardan biri olmalıdır.

Kaynakça

[1] Ulrich, K.T., Eppinger, S.D. (2003), Product Design and Development, McGraw-Hill/Irwin, New York

[2] Buchanan, R. (1990), Myth and Maturity: Toward a New Order in the Decade of Design, Design Issues, Vol.6, No.2, 70-80.

[3] Porter, M.E. (1990), The Competitive Advantage of Nations, Free Press, New York

[4] Çınar, H. (2005), Social, Cultural and Economical Approaches to Design. 1st International Vocational and Technical Education Technologies Congress. Marmara Üniversitesi, Teknik Eğitim Fakültesi, İstanbul.

[5] ICSID (International Council of Societies of Industrial Design), http://www.icsid.org/resources/design_index.htm (18.01.2015) adresinden erişilmiştir.

[6] IDSA (Industrial Designers Society of America), http://www.idsa.org/education/what-is-id (18.01.2015) adresinden erişilmiştir.

[7] Perks, H., Cooper, R., Jones, C. (2005), Characterizing the Role of Design in New Product Development: An Empirically Derived Taxonomy, The Journal of Product Innovation Management, Vol. 22, 111- 127.

[8] Lockwood, T. (2009) “Transition: How to Become a More Design-Minded Organization”, Design Management Review, cilt 20, sayı 3, 27-37.

[9] Tapscott, D., Williams, A. D. (2007), Vikinomi, Kapital Medya Hizmetleri A.Ş., İstanbul

[10] Türkiye Mobilya Ürünleri Meclisi Sektör Raporu, (2013) http://www.tobb.org.tr/Documents/yayinlar/2014/mobilya_sektor_raporu_tr_int.pdf (22.01.2015) adresinden erişilmiştir.